Üçüncü Polis ya da Cehennem Nerede Filan?

Baştan söyleyeyim bu yazı bol miktarda spoiler içerecek, sonunu bilen kahraman olamazcılara şu kadar söylüyorum; Flan O’brien iyi yazar, Üçüncü Polis müthiş kitap. Bundan sonrasını okumayın, burası bir nevi sidretül müntehadır. Bir kitabı üslubu, içeriğindeki incelik, derinlik, çevirisindeki hassasiyet, anlatımındaki ustalık için okuyanlar, ne olduğunu değil nasıl olduğunu merak edenler; siz benimle geliyorsunuz.

Cehennem neresidir? Nasıl bir yer olmalıdır? Bu inanç tarihiyle yaşıt bir sorudur herhalde. İnanç da insanoğluyla yaşıt olduğuna göre yeni bir karın ağrısından bahsetmiyoruz. Biliyorum aklınıza hemen Dante geldi: “İlahi komedya!” (burada Çağatay Göktuğ hatırlanmayacak) Olabilir ama ille bir şeyler hatırlayacaksanız başrollerini Robin Williams’ın oynadığı 1998 yapımı “What Dreams May Come”u da unutmayın.

Cehennem neresidir? Nasıl bir yer olmalıdır? Ne zaman bunu düşünsem Sisifos miti gelir aklıma; Camus aynı isimli eserinde benimle aynı şeyleri söylemiş olabilir mi; hatırlamıyorum, büyük bir ihtimalle. Cehennem sonsuzca tekrardır. Bir şeyi, o ne olursa olsun sonsuza kadar sonsuz kez tekrar etmektir. Sisifos’un aynı kayayı hiç durmadan aynı tepeye çıkarması, Prometheus’un ciğerinin her defasında yeniden büyümesi, aynı kartal tarafından yenmesi gibi. Peygamber Efendimiz’in Mirac gecesi cehennemin katlarında rastladığı rivayet edilen günahkârların cezaları da tezimizi doğruluyor; ateşten makaslarla kendi dudaklarını kesen, sonra yeniden sonra yeniden kesen gıybet ehli gibi.

Cehennem gerçekten nasıldır, bunu yalnız Allah bilir ama gerçek şu ki –Niçe duymasın ama- insanın cehennem tasavvurunda sonsuz tekrar önemli bir yer kaplıyor. Mesela tam burada benim bir korku filmi klişesini hatırlamam normal mi? Ürpertici bir sessizliğin hâkim olduğu ıssız bir ev/bina/arazi/depo/atölyenin içinde başıboş bırakılmış, sürekli aynı şeyleri yapan bir makine… Sonsuz tekrar, makinedir; makine, sonsuz tekrardır. Sonsuz tekrar cehennemdir; cehennem sonsuz tekrardır… Bingo! Cehennem makinedir!

İşte bu yüzden Üçüncü Polis’te bisikletin rolü ve Everest’in her zamanki gibi güzel tasarlanmış kapağında gördüğüm bisiklet adam bir hayli ilgimi çekti. Tamam itiraf ediyorum, arka kapağında Joyce’un övgüsünün yer aldığı bir kitapla hergün karşılaşmıyor oluşum da bir sebep sayılabilir.

Şöyle diyor Joyce efendimiz Flan O’brien için: “Hakiki bir mizah duygusuna sahip, gerçek bir yazar.”

Ya Otomatik Portakal’ın yazarı Antony Burgess’e ne demeli: “Flann O’Brien’ın eserlerini yeterince takdir etmezsek büyük adamları hak etmeyen aptallarız demektir. Flann O’Brien çok büyük bir adam.”

Kitabın arka kapağında da bahsedildiği gibi Üçüncü Polis, hayatını De Selby isimli bir filozofun (De Selby’yi yazarın diğer romanı Dalkey Arşivi’nde daha yakından tanıma imkânı buluyoruz) çalışmalarına adamış isimsiz anlatıcının, bir bisiklet pompasıyla ihtiyar Mathers’i öldürmesiyle başlıyor. Sonra her adımda biraz daha garipleşen bir evrende buluyoruz kendimizi. Bisikletleşen insanlar, insanlaşan bisikletler (evet makineleşme, evet modern dünya, evet eleştiri), doğan her insanın bir renginin olduğunu ve o rengin insanın yaşam süresiyle alakalı olduğunu iddia eden, sonsuza dek küçülen içiçe sandıklar imal eden polisler, zamanın durduğu yeraltındaki gizli mahzenler -ki bu mahzende Arthur C. Clarke’ın Rama’sında gördüğümüze benzer bir makineyle karşılaşıyoruz; istediğin her şeyi sana bağışlayan kutsal makineyle!- yaşayan ölüler…

Çevirmen Gülden Hatipoğlu’nun en az roman kadar etkileyici önsözünde belirttiği gibi; “gerçekçi bir anlatı gibi başlayan, fabulist bir anlatı olarak devam eden ve gotik olarak biten Üçüncü Polis” fantastik bir evrende geçse de; Todorov’un fantastik kuramına([1]) inat, kahramanımız (böyle demesek iyiydi de) hikâyenin başından sonuna kadar durumunu neredeyse hiç garipsemiyor. Aslında neyi aradığından da emin değil bu adam. İhtiyar Matters’ten çaldığı para kutusunu mu, kaybolan hafızasını mı, üçüncü polisi mi? Kara kutuyu ararken her adımıyla kendi cehennemini inşa ediyor adeta. Giriş paragrafında bahsettiğimiz filmin tezi de böyle birşeydi. İnsanın cehennemini kendi korkularıyla inşa ettiği, hak ettiği cezanın kendi tahayyülüyle sınırlı olması filan. Tam bu yüzden sınırsız ve sonsuz olması…

Joyce’la hemen hemen aynı dönemde yaşayan ve postmodern edebiyatın işaret fişeğini Üçüncü Polis’le patlatan O’brien, hakkı yenmiş, mağdur edilmiş, hem bizim hem de dünya edebiyatının gündemini bugüne kadar pek fazla meşgul edememiş bir yazar. Everest Yayınları’nın birkaç yıldır hakikaten takdire değer çabalarla sürdürdüğü dünya klasikleri serisi olmasaydı bu kitaptan, bu yazardan bizim de haberimiz olmayacaktı. Üçüncü Polis klasik bir polisiye mi? Hayır. Bir polisiye klasiği mi? Hayır. O kesinlikle polisiye gibi yazılmış bir dünya klasiği. Klasikleşen her eser gibi insanın zaaflarından, “zalimliğinden”,  kendini sürüklediği çukurlardan, bataklıktan alıyor enerjisini. Yazarının dünyaya bakınca gördüğü trajikomik manzaradan…

Girişte spoiler demiştik bir de ballandıra ballandıra “sonsuz tekrar”dan bahsetmiştik. Üçüncü Polis’in kahramanı kitabın sonunda yaşadıklarını bir daha yaşamak için başa dönüyor. Bir de; adam zaten ölü beyler!

(Bu yazı Üçüncü Mevki’de yayımlanmıştır. Gidin dergiden okuyun hacı, burdan zevkli olmuyo!)

 

 


[1] Todorov’a göre, bir yazınsal tür olan fantastikte doğa yasalarına aşina olan kişi, aniden doğaüstü bir olayla karşılaşır ve bu olayı nasıl açıklayacağını bilemez; bu olayı doğa yasalarına göre mi açıklayacaktır—bu bir yanılsama veya hayal ürünüdür—yoksa doğaüstü olayın gerçekleşebileceğini kabul eden bir yaklaşımla mı değerlendirecektir?  Todorov’a göre bu tereddüt veya ikircik durumu, fantastiğin özelliğidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s