2011’de Başımıza Gelenler Vol.2

Gerçek Hayat – 19 Aralık

Geçen hafta 2011 yılında olup bitenler konuşmamız yarım kalmıştı devam edelim;

Yıl boyunca, sinema alanında yerli filmler kendini pek gösteremedi, şöyle kült filmler arasına girecek esaslı bir tane seyredemedik doğrusu. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi mi? Şöyle diyor şair Cihat (Duman); “Biz büyüdük herhalde. Yükseldik. Ünlü’nün denizi artık boyumuzu geçmiyor. Güneşin Oğlu filminde (yıllardır izlemediğim halde aklımda kalmış, sinema salonunda 3-5 kişiydik) karakterin kameraya bakarak “filmin saçmalığı ile seyirci orantısı ters orantılıdır” demesi beni benden almıştı. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi’nde de muhtemelen kendinden geçen ciyatdumanlar vardır. Onlara buradan mahsus selam ediyorum.” Ben de altına imzamı atıyorum.

Ejder Kapanı, Av Mevsimi, Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Behzat Ç. Bizi hayal kırıklığına uğratan diğer yapımlardı. Bir Zamanlar Anadolu’da, Nuri Bilge Ceylan dediğinizi duyar gibiyim. Bana kalırsa Ceylan’ın şaheseri Cannes’da ödül alırken çektiği kısa film: “Güzel ve yalnız ülkem”di.

 

Leyla İle Mecnun ve Behzat Ç. bilumum “benim evimde televizyon yok abi” cileri ve entel gençlerimizi yıl boyunca televizyon başına kilitledi. Bir dizi için televizyon sahibi mi oldular? Yok sanmıyorum. Sanırım büyük çoğunluk bilgisayarına indirip izledi, o zaman abdest bozulmuyordur belki de.  Ben de birkaç denemede bulundum, toptan izleyip günceli yakalayacaktım ama… Kardeşim bir bölümü iki saat olan diziyi nasıl topluca izleyebilirsin ki? İzleyemedim. Bu yüzden Tv dizisi izleyenleri aşağılayanlar sınıfında kalmaya mahkûm oldum.

Ve dergiler, hür tefekkürün kaleleri -dergi dedikten sonra Meriç’in bu sözünü eklemeyeni dövüyorlarmış- dergiler. Yılın en önemli vakası İtibar dergisinin çıkışıydı, ilk iki sayısına şüpheyle yaklaşsam da üçüncü sayıyla beni de tavladı İtibar. Bununla ilgili ayrı bir yazı yazacağım kısmetse. Karagöz dergisine olan muhabbetimi, Aşkar dergisinin deli fişek sayılarını, Gerçek Hayat’ın kültür sanat sayfasını takip edenler zaten biliyorlar. Karagöz de Aşkar da zaman zaman gecikse, periyodundan şaşsa da kaliteden hiç taviz vermediler. Aşkar’ın doksanlar dosyası, Karagöz’ün Poetik Hikem ve Kanonsuzlar dosyaları bence özellikle önemliydi. Salim Nacar editörlüğünde yayımlanan Başkalarının Hayatı dergisi dudak uçuklatacak sayılar çıkarmaya devam ediyor. Emek, alınteri, samimiyet derginin her sayfasından akıyor. Hece dergisi Hayriye Ünal’ın editörlüğünde klişe deyimle edebiyatın nabzını tutan sayılar yapmaya devam etti diyebiliriz. Kertenkele uzun bir aradan sonra yola devam etme kararı aldı, bu iyiydi. Varlık hâlâ çıkıyor, bu iyi mi kötü mü inanın ben de bilmiyorum.

Bu konuyu uzattıkça uzatabiliriz ama sanırım tadında bırakmalıyız.  İnsan Yayınları mı? İstiklal Caddesinde bir onur meselesi olarak arz-ı endam eden şu “bizim” kitapevini diyorsunuz. O bu yıl da orda, ama hâlâ ne Hece, ne Dergâh, ne Şule ne de Okur Kitaplığı’nın yeni çıkan kitaplarını orada bulmak mümkün değil. Bu yıl da soruyoruz, geçen yıl olduğu gibi; İnsan Kitap İstiklal’de niye var?

 

İyi Orta Gol Getirir

 

Belki başlığı biraz yersiz bulacaksınız ama televizyonda şu Raskolnikov’lu muhteşem reklamı gördüğümde, o görme engelli adamı, onun telefondan Suç ve Ceza’yı dinliyor oluşunu, tüm bu harika konseptin birilerinin cebine yeni resimli kâğıtlar girsin diye değil hakikaten hizmet için yapıldığını hissettiğimde, tüm bu hizmetin ücretsiz olduğunu öğrendiğimde “GOool!” diye bağırasım geldi. Kayıt yapılan kitaplara şöyle bir göz gezdirdim, kimler yok ki; Gogol, Stepan Zweig, Halid Ziya Uşaklıgil, Yaşar Kemal, Kazancakis, Bilge Karasu, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Marquez, Memduh Şevket Esendal, Ursula K. Leguin, Cengiz Aytmatov, Cemil Meriç… Belki fazla heyecanlandım beni mazur görün ama buradan Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı (GETEM) ve Türk Telekom’a teşekkür etmekten alamadım kendimi. Bence gol vallahi gol!

 

“Konularla Alakasız” Bir Şiir

 

Kalender/Ahmet Murat

 

Kalenderiz, sesimiz çatal, suyumuz karanlık

Karanlık ve acı mı? Acı da ne demek?

Kaderimiz bir Pazar’ın akşam saatleri

Gel Allah’ın zabıtası topla bizi

 

Kalenderiz, sakalsız, taraksız, cascavlak

Rabbini tüysüz bir oğlan suretinde gördü Şah

Zahit bizi tayin eyleme, ta’n eyleme, tam eyleme

Höykürür Zebur, kamburumuz Arafat

 

Kalenderiz, cemaat değil, dernek hiç

Etkili yakınlarımızı yaktık güne zinde başladık

Sesimiz ulaşmaz şükür koca Tanrı’dan gayrıya

Zırnık biziz, halt biziz, biziz hiç

 

(İtibar Dergisi Aralık sayısından alınmıştır)

 


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s