Yaşamak Kendi Boyutlarına Karşı Körleşmektir


Büyük sarsıntılar kabın içini tersyüz eder;  fiziken ve ruhen. O güne kadar görmek istemediklerimiz, sakladıklarımız bir bir ortaya çıkar. Van Erciş depremi sonrasında da farklı olmadı; içinde putlar büyütenlerin tanrıları ortalığa saçıldı. Fırat News mesela, sadece Ulu Kürtlerden gelen yardımları haber yapmayı yeğledi. Merhametli insanların çabalarını görmezden gelip “Van’da meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremin ardından Kürdistan’ın dört parçası ve diasporada Kürtler seferber oldu”diyerek Kürt tanrısına vicdanını kurban etti. Müge Anlı ve yurdun dört bir köşesinden başkaları, depremi manasızca Çukurca saldırısıyla iliştirmeye çalışıp Türk tanrısına sadakatlerini gösterdiler. Türk tanrıları ve Kürt tanrıları, Türke yardım eden ve Kürde yardım eden tanrılar Van’da insan ölüleri, bina enkazları, acılar, yardım feryatları  üzerinde tepişip durdular anlayacağınız. Kanlı şakaların tam sırasıydı çünkü. Dünyanın “biz”den ibaret olduğunu sanıp her geçen gün o “biz”in alanını küçülttükçe küçültenlerin oyuncak tanrıları işte.

Cioran, “Reflekslerimiz ve gururumuz, teşkil ettiğimiz et ve bilinç parçasını bir gezegene dönüştürür. Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamak’tan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir…” der Çürümenin Kitabı’nda.

Ben Erciş dedim siz Libya’ya da bakabilirsiniz. Kaddafi’nin linç görüntüleri üzerinden daha ne kadar vakit geçti ki? Arap baharının devrimcileri de devrim tanrısına asaletlerini bir çırpıda feda etmediler mi? O fotoğrafta tekbir getirerek zalimlik eden muhaliflerin birer aile babası, kardeş, komşu olduklarını düşününce, başka bir yerde ve zamanda çekilmiş başka fotoğraflarda iyi adamlar olduklarını…

Yine Cioran: Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür: Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur… İdeolojiler, doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar.

Büyük sarsıntılar, kabı ve içindekileri ters yüz eder. Bu sırada insan kalabilmek, fert ve toplum olarak fıtratında hazır bulunan cinnete kendini kaptırmayıp asaletli adımlar atmaya devam edebilmek insanı eşref-i mahlukat yapar yoksa ayetin dediği gibi hayvandan aşağı olmak işten bile değil. Çünkü yaşamak kendi boyutlarına karşı körleşmektir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s