Kayıp Ruhlar Kıraathanesi yazarı Recep Şükrü Güngör ile Söyleşi


Karnı toklar, ekmeğin fiyatını bilmeyenler dediğimi anlayamaz
– Kayıp Ruhlar Kıraathanesi unuttuğumuz mahallenin tam ortasından sesleniyor bize. Bir ayakkabı tamircisinin, bir dedenin, bir muhtarın, bir ninenin ya da bir temizlik işçisinin hikâyesi serin bir üslupla anlatılıyor. Evet kaybolan ruhlardan bahsediyorsunuz, lakin kaybeden onlar değil biziz galiba. O güzel insanların yokluğu en büyük kaybımız.
Birey olmamız yanında büyük bir ailenin parçalarıyız. Bunu unutmamak lazım. Batılılaşma cinneti sürecinde bunu unutmaya başladık. İntiharlar, psikolojik bozukluklar, cinayetler, çeteler bu yüzden arttı. Kayıp dediğim aslında bizim için kayıp, onlar yerlerinde duruyor. Az arka sokaklara girsek görürüz. Tamirciler, kahvehaneler, terziler, berberler orada. Memleket insanını görmeliyiz. Çanakkale ruhu ölmedi. O toplum yaşıyor. Karnı toklar, ekmeğin fiyatını bilmeyenler dediğimi anlayamaz ama anlayanlar eminim onlardan çoktur.

-Sınıflandırmış olmak için değil ama, hikayelerinizi okurken sıkça aklıma geldiği için sormadan edemiyorum. Mustafa Kutlu’nun deyimiyle “Hikmet ve ahenk”i esas alan yeni bir toplumcu gerçekçi hikâyeci kuşağı oluştu, oluşuyor sanki. Sizin hikâyeleriniz de bu tanıma uyuyor. Ne dersiniz?

Bir hakikate tekabül etmeli hikâye. Kutlu’nun, Özdenören’in, Yalsızuçanlar’ın, Su’nun hikâyeleri gibi. Elli kuşağından sonra toplumun gerçek problemini gören bir damar oluştu. Şimdi de genişleyerek sürüyor. Toplumcu olmamak elde değil. Kendi karın gurultumuzu kendimizin dinlemesinden fayda yok. Estetiğin yanında bir esas da toplumsal fayda olmalı. Bunu esas alan hikâyeciler bugün okunmayı sürdürüyorlar.

-“Ama bir derdi (hikâyesi) olan bir insan oturur o ‘derdi’ yazar, bunun sonucunda ortaya bir mesaj çıkar, benim mesaj dediğim bu. Güngör’ün her hikâyesi mesaj verir.” diyor Cafer Keklikçi kitabınız ile ilgili yazdığı yazıda. Hikâye yazmak için ille de bir derdi olması gerekir mi insanın?

Evet illa bir derdi olmalı. Sait Faik’in Orhan Veli’nin, Bilge Karasu’nun, Necati Mert’in bir derdi var. Dertlerini hikâyelerinde oluşturdukları atmosferle, dünyayla, dille anlatıyorlar. Ömer Seyfettin’in, Memduh Şevket’in, Mithat Efendi’nin, Yalsızuçanlar’ın, Sabahattin Ali’nin, Borges’in, Çehov’un, Kafka’nın da bir derdi var. Meselesiz hikâyeci kalıcı olamaz zaten. Meselesiz olan, insanlığa da yeterli olamaz. Anlattıkları hayat/dünya, topluma önerdikleri hayattır/dünyadır.

-Kayıp Ruhlar Kıraathanesi’ndeki hikâyeler sürprizlerle dolu. Bir bakıyoruz, Aziz Mahmut Hüdayi Hz.lerine, bir bakıyoruz Mersault’a, Oğuz Atay’a göndermeler yapıyorsunuz. Klasik hikâye diyebileceğimiz bir metinden sonra, pekâlâ alegorik, imgelerle dolu bir hikâyeyle ya da -eski kitaplarınızdan mülhem- bilinç akımı tekniğinin kullanıldığı bir eserle karşılaşabiliyoruz. Bu daha önce bir söyleşide bahsettiğiniz hem Doğu hem Batı’dan beslenmekle alakalı galiba?

Anakronik unsurlar var hikâyelerimde. Yani andırmalar, hatırlatmalar. İyi metin, okurunu bir başka metne taşıyabilendir. Dil adacıkları kurarak bir dünya oluşturuyorum. Yaşamak istediğim dünyayı. Okurum da o dünyada kendine yer bulsun isterim. Doğu algısı ile batı algısı farklı. İkisinden de yararlanmalı sanatçı. Kafka’nın komşusu İranlı Sadık Hidayet olabilmeli. Necip Mahfuz’la Dino Buzzati aynı anda okunabilmeli. Doğunun da batının da düğümlendiği bir coğrafi konumda oluşum zihnî yapımı da o yelpazeye yöneltiyor.

-Son günlerde neler okuyorsunuz? Okurlarımıza tavsiye edeceğiniz kitaplar hangileridir?

Okuruma kitap tavsiye etmeyi doğru bulmam. İhtiyacını hissetsin, kendi bulsun. Son günlerde Çöle İnen Nur okuyorum. Mungan ’95, Korkma Ben Varım, Tatar Çölü, Salik Yola Düşünce, Yol Işıkları var masamda. Gül Yetiştiren Adam’ı üçüncü kez okudum. Tahammül Şeridi şiirlerini beğenerek okudum. Birkaç gün içinde Kerim Korcan’ın Linç romanını okumalıyım. Her akşam yüz sayfa okumayı âdet edindiğimi kimse bilmesin. Rilke’nin Dua Saatleri Kitabı’nı beğendiğimi kimse duymasın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s