Haminnelerin Beni
Kasım 24th, 2011 § Yorum yapın
(Gerçek Hayat 21 Kasım)
Dün Hızır’ı gördüm. Yani belki. Yani büyük bir ihtimalle. Yaşlı bir kadın suretindeydi.
Kadıköy Moda’da cadde manzaralı bir banka tünemiş Tahrir Vazifeleri’ni okuyordum. İsmet Özel, “Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum” diyordu. Kitabı kapatıp düşünmeye başladım… Peki samimi olalım, güzel bir söz okuduğunun farkında olan her “kültürlü insan” gibi “ayakuçlarında akaduran insan yığınını” izleyip düşünmem gerekliydi. Gözucuyla beni gören başkaları var mı diye kolaçan ederek…
Şu simitçi? Hayır bakmıyordu. Şu elinde resmi evraklarla dilencilik yapan yemenili kadın? Iıh. Şu gelip geçenleri dükkana buyur eden esnaf? Birbirine küfrederek yanımdan geçen liseliler? Şu mağazanın önünde cep telefonuyla konuşurken sigara içen genç, alımlı kız? Ayakkabı boyacısı çocuk? Şu hippi kılıklı, apaçi, rockçı, emo, külhanbeyi tavırlı?
Kendi çapımda yaşayacak olduğum gösterişli aydınlanma kimsenin umrunda bile değildi. Acemi bir fotoğrafçının elinden çıkmış alelade bir şehir fotoğrafıydık o anda o kadar, fazlası değil. Resmin sıradan bir parçasıydım. Kitabı açıp sonraki cümleleri okumaktan başka çarem yoktu:
“Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet bizzat kendim bir düş kırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz.”
Altını çizdim. Galiba bir parça öfkeyle (Raskolnikov’u andıran), ellerim titreyerek, etrafıma bakmamaya çalışarak. O sırada tam karşımdaki bankta oturan ihtiyar bir kadına ilişti gözüm. Beni izliyordu. Gözlerinde… inanın anlatmakta çok zorlanıyorum. Aynı zamanda hem tedirgin hem mağrur, hem güleç hem karanlık, hem meraklı hem ukala, hem mütevekkil, hem çocuksu bir ifade vardı. İnce, derisi buruşmuş parmaklarında beyaz bir mendil yo yo sanırım mendil yanılsamaydı, bir Selpak peçete gördüm. Bir de kalın çerçeveli gözlükler.
Genç bir kız yaklaştı yanına. Dişlerini göstererek gülümsedi kadın. Elindeki broşürleri gösterdi kız, hararetle birşeyler anlatmaya başladı, ben de tahmin etmeye. İnsan hakları savunucusu muydu? Çevrecilerden mi? Hapishanedeki bir militana özgürlük mü istiyordu? Kulak kabarttım. Yaşlı kadın kırık bir sesle konuşurken şehrin de sesi kısıldı adeta, herşeyi daha net duymaya başladım. Genç kızdan hangi okulda okuduğunu, anne babasının ne iş yaptığını, derslerini, nerede yaşadığını, memleketini hatta bir sevdiği olup olmadığını bile öğrendi bir çırpıda. İhtiyar kadının her hamlesiyle kız idealist ufuklardan, gündelik hayatın zindanına doğru süzülüyor, elindeki broşürler anlamını yitiriyordu. Hissedebiliyordum. Kız bir an idealizmle hayat arasında kaldı ve seçimini yapıp koşarcasına uzaklaştı. Kadının gözlerine baktım, hınzırca pek hınzırca gülüyordu kızın ardından. Birden bana döndü. Çenesindeki beni gösterip, (aynından babaannemde de vardı) “ Dünya haminnelerin benleri üzerindedir” dedi. Sağ elinin başparmağına bakmaya kalmadan kayboldu.
Kitabı açtım, son satırda bir Shakespeare alıntısı; “Biz rüyalarla aynı maddeden yapılmışız”
Kitapyurdu’ndan garip bülten
Kitapyurdu’nun kitap bülteninde “Yazarlarımız ne okuyor” diye bir bölüm yapılmış. Bu başlıktan şunu anlıyoruz. Site bir kısım yazarlara “şu sıralar ne okuyorsunuz?” diye sormuş ve cevaplarını yayımlamış. Güzel, bunu merak eden ciddi bir okur kitlesi de vardır pekala. Gelin birkaç örnek cevaba bakalım;
M. Engin Noyan, Hohopname (Ciltsiz)
İpek Ongun, Aşk (Pembe Kapak)
Cezmi Ersöz, Tuhaf Bir Kadın (Karton Kapak)
Ayşe Kara, İsmail (Cep Boy)
İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (7 Kitap Takım Ciltli)
Şu halde yazarlarımız pek ayrıntıya düşkün değiller çünkü hangi kitabı okuduklarını söyleyip yazarlarını söylemiyorlar hem de çok düşkünler çünkü kitabın karton mu, pembe mi, ciltli mi, ciltsiz mi olduğuna dek söylüyorlar. Şimdi soru şu: Yazarlarımız mı şizofren, kitapyurdu bülteninin ilgili sayfasından şark kurnazlığı mı akıyor?
Tüyap İzlenimleri
Geçen hafta daha kitap fuarına gitmeden, önceki yıllarda çektiğimiz çileden bahsetmiştim. Dayanamayıp yine gittim. Sonuç: Beylikdüzü’nde değişen birşey yok. Hep aynı sefalet.
